Amazon’un Fallout dizisinin ikinci sezonu, ilk bölümlerinden itibaren özellikle mekân tasarımlarıyla dikkat çekti. Dizinin ilk sezonunda tercih edilen ağırlıklı pratik set yaklaşımı, yeni sezonda da korunurken; Area 51 ve New Vegas gibi ikonik Fallout lokasyonları ilk kez bu ölçekte ekrana taşındı.
Area 51 ilk kez bu kadar detaylı gösterildi
İkinci sezonun ikinci bölümünde izleyiciler, Area 51’e kapsamlı bir bakış attı. Hikâyede bölgenin, Brotherhood of Steel’in soğuk füzyon teknolojisini ele geçirmesinin ardından ortaya çıkışı anlatılıyor.
Area 51, Fallout evreninde tamamen yeni bir yer değil. İlk Fallout oyununda anılmış, Fallout 2’de ise neredeyse oynanabilir bir bölge olarak yer alacaktı. Evren içinde:
- Yabancı teknoloji
- Uçan daire söylentileri
- Zetan uzaylıları
gibi unsurlarla ilişkilendiriliyor. Dizide ayrıca Area 51’in 2290’larda Brotherhood of Steel kontrolünde olduğu da doğrulanmış oldu.
Todd Howard: “En büyük karakter Dünya”
Dizinin yapımcılarından Todd Howard, verdiği röportajda Fallout dizisinde mekânların ne kadar önemli olduğunu vurguladı. Howard’a göre dizideki en büyük karakter doğrudan Fallout dünyasının kendisi:
“Her zaman en büyük karakterin dünya olduğunu düşünürüm. Dizideki herkes, mekânlara takıntılı bir özgünlükle yaklaştı. İnsanların sevdiği şey de bu. Her şey ya tamamen pratik ya da büyük ölçüde pratik setlerden oluşuyor.”
Howard, setlerdeki küçük detaylara da dikkat çektiğini belirterek; defterlerin açılabilir olması, yazıların gerçekten yazılmış olması gibi unsurların özellikle önemsendiğini söyledi.
New Vegas: Sezonun en büyük kozu
İkinci sezonun en çok merak edilen bölümü ise Fallout: New Vegas’ın dizideki yorumu oldu. Fragmanlarda sıkça gösterilen New Vegas, dizinin en büyük setlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Todd Howard, New Vegas’ın dizide özel bir yere sahip olduğunu belirtiyor:
“İlk sezonda gördüğünüz Vault’lar, birebir gezdiğiniz Vault’lar değildi. Ama New Vegas öyle değil. Oyuncular oradaydı, bu yüzden beklenti çok daha yüksekti.”
Howard’a göre prodüksiyon ekibi, New Vegas setini inşa ederken binaları fiziksel olarak taşıyabilecek kadar büyük ve esnek setler kurdu. Geniş planlar için yapıların yerinin değiştirilebilmesi, dizinin pratik set anlayışının ulaştığı noktayı gösteriyor.
Pratik setler dizinin gücünü artırıyor
Howard’ın aktardığına göre Fallout’un ikinci sezonu, yalnızca görsel olarak değil, prodüksiyon ölçeği açısından da oldukça büyük. Çekimler sırasında çölün ortasında tamamen sıfırdan kasabalar inşa edildiği, bu kasabaların elektrik, altyapı ve lojistik sistemleriyle birlikte çalıştığı belirtiliyor.
Bu yaklaşım, Fallout dizisinin kaynak materyale olan bağlılığını güçlendirirken, izleyicilerden gelen olumlu tepkilerin de temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
