Diyelim ki evde tek başınasınız… Ama bir bakıyorsunuz içeride başka bir “siz” daha var. Hatta biri madenci, biri bilim insanı, biri teknisyen… Derken ev doluyor: 5 Jan, 10 Jan, 15 Jan! Oyun değil, adeta içsel krizler turnuvası. Evet, The Alters tam olarak bu: Hem bir hayatta kalma oyunu, hem kişilik testi, hem de “kendimle tartıştım, yenildim” simülasyonu.
Jan Dolski: Tek Kişilik Ordu (ama çoğaltılmış)
Oyuna, Jan Dolski adında uzayda mahsur kalmış, hafif depresif ama çok çalışkan bir karakterle başlıyoruz. Gezegen karanlık, korkunç ve güneş doğarsa yanıyorsun. Güneşe karşı yarışıyoruz ama bu güneş 50 faktör kremle geçecek gibi değil, radyasyon seviyesinden bir ısırık alıyor, hop… game over.
İyi haber: Rapidium diye bir mineral var. Kötü haber: Kendinden klon yapıyorsun. Daha kötü haber: Klonların da senin kadar karışık tipler. Madenci Jan, teknik Jan, bilim Jan, hatta “sanatla uğraşsaydım nolurdu” Jan bile var. Oyunun sonunda kendi WhatsApp grubunuzu kuracak kıvama geliyorsunuz.
Klonlar Sağ Olsun, Psikolojimiz Bozuldu
Alter’lar yani klonlarımız, sadece iş gücü değil, aynı zamanda psikolojik travma kaynağı. Biri diyor “Sen neden bu kadar korkaksın?”, öbürü “Benim hayallerimi niye çaldın?” derken, kendi iç seslerinizi yüksek sesle dinlemek zorunda kalıyorsunuz.
Yani oyundaki asıl savaş düşmanlarla değil, kendinizle. Her klon, sizin farklı bir “keşke”nizi temsil ediyor. Oyunun sonunda “Ben aslında kimim?” diye filozof gibi dolaşmaya başlayabilirsiniz. Tavsiye: Alter’lardan biriyle uzun süre yalnız kalmayın. Kendinizi felsefe tartışmasında kaybedebilirsiniz.
Hayatta Kalmak: İşçilik + Dram + Hafif Koşu Bandı
Günlük işlerimiz belli: Madene git, kaynak topla, filtre yap, üs geliştir… Ama her şey zamanla sınırlı. Zaman mı? O da kısıtlı. Güneş geliyor mu? Geliyor. O zaman çalış, Jan! Ama bir de yorgunsun, canın istemiyor, klonlar tripte… İşçi sendikası bile kuracak kıvamdalar.
Bir de keşif kısmı var. Uzay elbisesiyle geziyorsun ama pil bitiyor, düşman var, görünmeyen yaratıklar var, geri dönmen lazım. Adeta “Survivor: Uzay Versiyonu”. Üstüne mini oyunlar gelince, “Acaba gerçek hayatta kaynak mı toplasam?” diye düşünüyorsun. En azından bataryam bitmez.
Bu Oyun Bizi Bizle Çarpıştırdı
The Alters, bazen yavaş, bazen kafa ütüleyici ama kesinlikle unutulmaz bir deneyim. İçinde dram var, bilim kurgu var, kendiyle tartışmalar var, hatta iş yeri yönetimi bile var. Aslında bu oyun, “benim alternatif hayatım nasıl olurdu?” sorusuna 10 farklı cevabı tek bir klavyeyle veriyor.
Kazandığınızda “Ben ne güzel adamım be” diyorsunuz. Kaybettiğinizde “Kendi kendimi sabote ettim” diyorsunuz. Psikologlara malzeme çıkaracak seviyede derin, ama bir yandan da “Ben niye hâlâ kömür kazıyorum yahu?” dedirtecek kadar gerçek.