Uzun ve sancılı bir geliştirme sürecinin ardından nihayet karşımızda: Vampire: The Masquerade – Bloodlines 2. Orijinal oyunun bir kült klasiği olması, bu devam oyununun omuzlarına devasa bir yük yükledi. The Chinese Room’un elinde yeniden şekillenen bu neo-noir Aksiyon RYO, modern Seattle gecelerine bizi davet ediyor. Ancak bu davet, karanlık olduğu kadar tartışmalı bir lezzet bırakıyor.
İncelemeyi, yüzyıllık uykusundan uyanan kadim bir vampir olan Phyre rolüne bürünerek, Seattle’ın gölgelerle kaplı dünyasına adım atmış bir oyuncu olarak kaleme alıyorum.
Seattle: Neo-Noir Bir Atmosfer Ancak Sınırlı Bir Dünya
Bloodlines 2‘nin tartışmasız en başarılı olduğu alan, yarattığı atmosfer. Geliştirici ekip, Seattle’ı loş sokak lambaları, kalabalıklar ve gölgelerle dolu, keşfedilmesi keyifli bir neo-noir kentine dönüştürmeyi başarmış. Mekan tasarımları, özellikle oyundaki önemli vampirlerin sığınakları, sanatsal ve etkileyici. Geceleyin binaların çatılarında hızla koşmak, Disiplinlerimizi kullanarak gölgelerle dans etmek, gerçek bir vampir olmanın heyecanını zaman zaman yaşatıyor.
Ancak bu atmosferik zenginlik, dünyanın sınırlı yapısıyla çatışıyor. Bir açık dünya RYO’dan beklenen keşif özgürlüğü ve genişlik yer yer eksik kalıyor. Bazı eleştirilerin işaret ettiği gibi, ana ve yan görevlerin benzer veya aynı küçük mekanlarda dönüp durması, bir süre sonra tekdüzeliğe yol açabiliyor. Seattle, güzel bir fon olsa da, derinlemesine yaşanabilir bir şehir hissiyatını tam olarak veremiyor.
Hızlı ve Acımasız Çarpışmalar
Orijinal Bloodlines‘ın en zayıf halkası olan dövüş sistemi, bu oyunda ciddi bir evrim geçirmiş. Bloodlines 2, Aksiyon-RYO tanımındaki “Aksiyon” kısmına ağırlık veriyor. Birinci şahıs kamerayla yapılan savaşlar, hızlı, nabız yükseltici ve yer yer kaotik. Bir Yaşlı Vampir olarak, rakiplerimize doğaüstü gücümüzle hücum ediyor, kan büyüsü yeteneklerimizle (Tremere’in kan kaynatma Disiplini gibi) onları acımasızca alt ediyoruz.
Disiplinler (Vampir güçleri), savaşın merkezinde yer alıyor. Klan seçimimiz, oynanışımızı kökten etkiliyor ve farklı yaklaşımları destekliyor. Yakın dövüş, gizlilik ve menzilli yetenekler arasında geçiş yapmak heyecan verici. Ancak dövüşün aşırı hızlı olması ve bazen kilitlenme (lock-on) özelliğinin eksikliği, özellikle kalabalık çatışmalarda biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Yine de, düşmanları Disiplinlerle alt etmek, güçlü bir vampir olma fantezisini besliyor.
Bir Elder’ın Sınırlı Gelişimi
Oyunun asıl eleştiri aldığı nokta ise RYO (Rol Yapma Oyunu) derinliği. Phyre bir “Yaşlı” vampir olduğu için, oyunun başında zaten güçlü bir karakterle başlıyoruz. Ne yazık ki bu, tipik bir “sıfırdan kahramana” giden karakter gelişiminin eksik kalmasına yol açmış. Bazı eleştirilerde belirtildiği gibi, başlangıçtaki hasarınızla son boss dövüşündeki hasarınızın aynı olması, RYO ilerlemesinin sığ kaldığını gösteriyor. Envanter sistemi yok, kan kullanımı iyileşmeyle sınırlı.
Yetenek ağacı ve karakter özelleştirmesi, orijinal oyuna kıyasla oldukça sınırlı. Yeni Disiplinler öğrenmek haricinde, karakterinizi dilediğiniz gibi şekillendirme özgürlüğü, bir Vampire: The Masquerade oyunundan beklenenin gerisinde kalıyor.
Ancak hikaye tarafında işler toparlanıyor. Gizemli cinayetler ve Seattle vampirlerinin karmaşık mahkeme siyasetinde gezinme temalı hikaye, genel olarak iyi yazılmış ve özellikle harika bir seslendirme kadrosu tarafından destekleniyor. Phyre’nin intikam arayışından kurtuluşa uzanan yolu, hikayenin ilerleyen saatlerinde oyuncuyu içine çekmeyi başarıyor. Maskeli Balo (Masquerade) sistemi de başarılı bir şekilde uygulanmış; ne giydiğiniz bile NPC’lerin tepkilerini değiştirebiliyor, bu da RYO unsurlarına nefes katan harika bir detay.
Sonuç: Kült Mirasın Ağır Yükü
Vampire: The Masquerade – Bloodlines 2, kült klasiği selefinin beklentilerini karşılamakta zorlanan, kusurlu ama eşsiz bir deneyim sunuyor. The Chinese Room, harika bir atmosfer, etkileyici yazım ve tatmin edici, hızlı aksiyon sunmuş.
Ancak, bir Vampire: The Masquerade RYO’sundan beklenen karakter derinliği, seçimlerin ağırlığı ve gelişmiş RYO mekanikleri açısından hayal kırıklığı yaratıyor. Oyunun ilk yarısı, karanlık ve entrika dolu hikayesiyle parlıyor olsa da, RYO unsurlarındaki eksiklikler ve teknik pürüzler genel deneyimi düşürüyor.
Eğer orijinal oyuna aşık bir RYO tutkunuysanız, beklentilerinizi aksiyon-odaklı bir deneyime indirgemeniz gerekebilir. Eğer ilgi çekici bir hikaye ve atmosfere sahip, hızlı tempolu bir aksiyon RYO arıyorsanız, Bloodlines 2 size neon ışıklarla dolu Seattle’da kanlı bir macera sunacaktır.
