Oyuna ilk başladığımda “Bu Pac-Man evreninden mi çıkmış gerçekten?” diye kendi kendime sordum. Çünkü karşıma çıkan dünya, bildiğimiz o renkli, eğlenceli Pac-Man havasından çok uzak. Shadow Labyrinth, Pac-Man’i alıp karanlık bir bilim kurgu evrenine sürüklemiş. Üstelik sadece atmosfer değil, oynanış da oldukça farklı.
Labirent Değil, Kabus
Oyunun atmosferi resmen üzerime çöktü. Neon ışıkların altında, sisle kaplı dar koridorlar, tehditkar yaratıklar… Her adımda bir tehlike bekliyor hissi oyunun ilk dakikasından itibaren bana geçti. Hikaye çok net anlatılmasa da çevresel detaylardan dünyada neler olup bittiğini yavaş yavaş anlamaya başladım. Oynadıkça şunu fark ettim: burada önemli olan ne anlatıldığı değil, nasıl hissettirdiği.
Soulslike mi Geldi?
Swordsman No. 8 karakterini kontrol ederken dövüşlerde hafife alınacak hiçbir şey olmadığını kısa sürede anladım. Parry yapmadan, doğru anda kaçmadan hayatta kalmak mümkün değil. Özellikle boss savaşları tam anlamıyla sabır testi. Kılıç komboları, enerji yönetimi ve özel yeteneklerin kullanımı oldukça keyifli ama itiraf etmeliyim; birkaç boss savaşında pes etme noktasına geldim. Özellikle parry pencerelerinin biraz acımasız olduğunu söylemem lazım.
Gerçekten Kayboldum
Metroidvania yapısına uygun olarak sürekli yeni yollar ararken, haritada defalarca kayboldum. Gizli tüneller, alternatif geçitler… Her şeyi tek seferde bulmak mümkün değil. Bir süre sonra “Ben buradan geçmemiş miydim?” sorusunu defalarca sordum kendime. Ancak bu keşif süreci oyunun ruhuna çok yakışıyor. Harita okumasını seviyorsanız, Shadow Labyrinth size istediğiniz o kaybolma hissini verecek.
Nostaljiyi Unutmamışlar
Pac-Man olduğunu en çok hissettiğim anlar oyunun içinde gizlenmiş mini arcade oyunlarında yaşandı. O retro tarzda hazırlanan bölümlere denk geldiğimde hafif bir tebessümle “İşte Pac-Man burada” dedim. Kısa ama eğlenceli anlar sunuyor.
Hem Güzel Hem Sorunlu
Grafikler genel olarak başarılı ama bazı bölümlerde aşırı detay yüzünden ekranın karmaşıklaştığını hissettim. Ses tasarımına ise gerçekten bayıldım. Özellikle gerilim müzikleri atmosferi güçlendiren en önemli unsur. Ancak kontrol hassasiyetinde sıkıntılar var. Bazı platform bölümlerinde, reflekslerim doğru olsa da karakterin bana uymadığı anlar yaşadım. Bu da can sıkıcıydı.
Beklediğimden Farklı, Ama Kötü Değil
Shadow Labyrinth’i bitirdiğimde aklımdaki ilk cümle şu oldu: “Beklediğim bir oyun değildi… Ama denediğim için memnunum.” Klasik Pac-Man sevenleri tatmin eder mi? Sanmıyorum. Ama Metroidvania türünü seven, Soulslike zorluğuna alışık olan ve karanlık atmosferi benimseyen oyuncular için kesinlikle farklı bir deneyim.
Son Söz: Her Oyuncuya Göre Değil, Ama…
Shadow Labyrinth bana nostalji değil, yenilik sundu. Bazı teknik kusurlarına rağmen, atmosfer ve dövüş sistemindeki derinliği sayesinde kendini oynattı. Eğer sabırlı bir oyuncuysanız, bu labirente bir şans vermenizi öneririm.
